Rasyonalizm nedir?

(Ussalcılık), var olan şeylerin varlıklarının bir sebebi olması gerektiği esasından hareket eden bir felsefe görüşüdür. Rasyonalizme göre varlık sebebi olmadan hiç bir şey var olamaz. Bu görüşe göre her şeyden önce aklın varlığını kabul etmek gerekir. Çünkü insanlarda bir akıl olduğunu, düşünebilen herkes fark eder. O halde herhangi bir konuya inanmak için, herhangi bir alanda hüküm vermek için önce aklın süzgecinden geçirmek lazımdır. Bu deyimi ilk defa 17. yüzyılda Francis Bacon kullanmış, Kant, Eucken gibi filozoflar da bu görüşü geliştirmişlerdir.

Akılcılık, bilginin kaynağının akıl olduğunu; doğru bilginin ancak akıl ve düşünce ile elde edilebileceği tezini savunan felsefi yaklaşıma verilen isimdir.Buna göre, kesin ve evrensel bilgilere ancak akıl aracılığıyla ve tümdengelimli bir yöntemsel yaklaşımla ulaşılabilir.Dünya hakkındaki mühim olan bilginin sadece deney ötesi yöntemlerle elde edilebileceğini savunur. Akılcılık her bireyin eşit ve değişmez akli ve mantıki ilkelere sahip olduğunun kabulü ile, çeşitli a priori ve apaçık hakikatlerin var olduğunu kabul eder. Son zamanlarda, çeşitli dilbilimcilerin bazı dilbilim kavramları hakkındaki yazıları haricinde, a priori bilginin varlığı sıklıkla reddedilmiş, kabul edilse dahi etki alanı ve konumu daraltılmıştır.

Bu görüşe göre, kesin bilgi örneği matematiktir. Hakikate ve eşyanın bilgisine sadece akıl ile erişilebileceğini savunur. Bu sebeple akılcılık,deneyciliğin karşıtıdır. Akla karşı yaklaşım pek çok bağlamda dindeki vahiyle yahut etikteki duygu ve hisle karşılaştırılan bir yaklaşımdır. Bununla birlikte felsefede akıl genellikle içgörüyle (içe doğmayla değil) karşılaştırılır.

Batı'da akılcı gelenek Elealılar, Pitagorasçılar ve Platon ile (aklın kendine yeterliliği teorisi Yeni-platonculuğun ve idealizmin başat temasıdır) başlar (Runes, 263). Aydınlanma'dan beri akılcılık felsefenin hizmetine matematiğin yöntemlerini sunmaya çalışır. Descartes, Leibniz ve Spinoza buna örnek gösterilebilir (Bourke, 263). Akılcılık Avrupa'da genellikle kıta felsefesi olarak bilinir, çünkü İngiltere'de deneycilik daha baskındır. Nitekim Leibniz ve Spinoza gibi filozofların düşünceleri, İngiliz deneyci filozoflarınkilerle sık sık karşılaştırılmıştır. Fakat bu akılcılık ve deneycilik akımları ile filozofların akılcı ve deneyci fikirleri detaylıca incelendiğinde pek doğru bir eylem veya bakış açısı değildir.

Geniş bir bakış açısından bir filozof hem akılcı hem de deneyci olabilir (Lacey, 286–287). Aşırı noktasında, deneycilik deneyim dışı her türlü bilgiyi reddeder ve her türlü bilginin deneyim ile edinildiğini savunur. Akılcılık ise, aşırı noktada bilginin deneyim ve algı olmaksızın saf akıl ile tamamen ve en iyi şekilde edinilebileceğini savunur. Yani deneycilik ile akılcılık arasında en temel tartışma (insan) bilgi(si)nin kaynağıdır. Bununla birlikte, bu tüm rasyonalistlerin doğa bilimlerinin deneyimsel bilgi ve algıların yardımı olmadan tam anlamıyla bilinebileceğini öne sürdükleri anlamına gelmez.

Aslında çoğu rasyonalist filozof deneyime de en azından belirli oranda önem vermiştir ve belirtilen derecede aşırı bir noktada bulunan herhangi bir rasyonalist okul ortaya çıkmamıştır (Hatfield). Felsefi bir okul olarak akılcılık ve içerdiği temel ilkeler 18. yüzyılda büyük bir eleştiriye maruz kalmıştır. Bununla birlikte bu dönemde de, sayıları az da olsa, akılcılığı savunan filozoflar olmuştur. Örneğin Alman Christian August Crusius ve yine Alman Moses Mendelssohn. 18. yüzyıl'da akılcılığa en büyük eleştiri deneyci çevrelerden gelmiştir.

Bununla birlikte, örneğin Alman filozof Kant da geleneksel akılcı düşünce okulunu tenkit etmiştir.Kant eleştirel bir değerlendirmeyle yeni bir rasyonalizm fikrini temellendirmeye yönelir.Rasyonalizm geleneği başlangıcından itibaren ele alındığında karşımıza pek çok farklı türlerde rasyonalizm yorumları ya da yaklaşım biçimiyle karşılaşılır.

Sözlükte "rasyonalizm" ne demek?

Usçuluk, akılcılık.

Rasyonalizm kelimesinin ingilizcesi

n. rationalism
Köken: Fransızca

Rasyonalizm nedir? (Felsefe)

Rasyonel bilgiyi ve teorik düşünceyi mutlaklaştırıp, duyumsal bilgilerin önemini ya tümüyle yadsıyan, ya da bunları küçümseyen ve doğruluğun ölçütünü düşüncede gören, bilgi teorisi öğretisine verilen ad. Felsefe tarihinde rasyonalizmin ‘ hem maddeci, hem de idealist biçimleri vardır. Bütün bilgileri duyumsal algılara ve deneyimlere bağlayan ampirizmin tersine, rasyonalizm, bilginin genelliğinin ve gerekliliğinin duyumsal algılara ve deneyime bağlanamayacağını, bu yüzden bilginin kökenini düşüncede aranması gerektiğini kabul eder.

Rasyonalizm, matematik bilginin ve doğa bilimlerindeki teorik bilginin mantıksallığını açıklığa kavuşturma isteğinden doğmuştur. 17. yüzyılda Descartes, Leibniz, Spinoza vb. felsefeciler tarafından geliştirilmiş ve savunulmuş, aynı zamanda ampirizm taraftarlarının, özellikle Locke’ un saldırılarına hedef olmuştur. Ampirizm ile rasyonalizm arasındaki çekişme, bilgi teorisi tarihinde önemli bir yer tutar. Bu akımların her ikisi de, diyalektik anlayışa tamamen aykırı olarak, bilgi edinme sürecinin hep bir yanını mutlaklaştırdıklan için, izledikleri yollar, duyum-deneyimleri ile teorik düşüncenin karşılıklı bağlanıldığı sorununu çözmekten uzak kalmıştır.

Kantın ortaya attığı bilgi teorisinde, bu karşıtlığı giderme ve bilginin içinde, duyumun, aklın ve uslamlama yetisinin paylarını saptama çabalan ortaya çıkar. Ancak, sonuç olarak o da, rasyonalizmin sınırlarını aşamamıştır. İlk kez, diyalektik maddecilik, kendi bilgi teorisinde bu iki görüşün tek yanlılığmı gidermiş, bunların olumlu yanlarım eleştirici bir anlayışla işleyip geliştirmiştir.

Son eklenenler

opu
npn
upc

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç